"Karanlığa paydos", aydınlığa merhaba

"BASIN, MİLLETİN MÜŞTEREK SESİDİR" K. ATATÜRK

AYDIN DÜŞÜNCE

Karanlıkları aydınlatalım

Bu Blogda Ara

Sayfalar

29 Mart 2020 Pazar

“Bakmak İle Görmek” Farkındalığı

“Dünyayı karmaşaya- bilinmeze sürükleyen Kovit-19 Salgını, dünyanın mevcut tüm alanlarındaki dengeleri alt-üst emekte ve ezberleri ‘ışık hızı ile yıkmaya’ devam etmektedir ki İşte bu tesbit, çok ama çok önemlidir. 21. yy.’ı yaşadığımız şu günlerde, Küresel değişim-dönüşüm süreçlerinin, vahşi kapitalist düzenin insani olgu ve değerleri yok saydığı bir zaman tünelinin içinden çok hızlı bir şekilde geçmekteyiz. Süreçleri, akılcı ve bilimsellik boyutları ile sorgulamaktan öte, odaklanmak gibi bir sorumluluğumuz da vardır ki bu durum varoluş ile paralel, doğru orantılıdır.

Klasik deyimle, ‘21. yy’ın Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor’ ve her ülke, hak ettiği yeri alıyor/alacak.
‘Komple Teorisi’ diyerek önemsemeyen, küçümseyen, önlem almakta geciken ülkeler ise kendi içlerine doğru ekonomik, siyasi, kültürel vs. alanlarda, kendiliğinden içe doğru çökerek; yıkımsal bedeller ödemenin çok ağır faturası ile bu gün değilse bile yarın karşılaşacak ve yüzleşeceklerdir! Bu gerçeğin, başka bir kestirme bir yolu da yoktur.

İçinden geçmekte olduğumuz,  küreselleşmiş mevcut süreç, yarının yani 21. yy’ın Yeni  Dünya Düzeninin kurulmasına doğru, çok ani ve çok hızlı bir şekilde, hazırlıksız yakalanarak evrilmektedir.
‘Farkında olmanın farkındalığı’na erişemeyenlerin, yarınları da ol(a)mayacaktır. Neden mi? Mevcut büyük resmin, izah etmekten hiç de sakınmadığı gerçek, bize bunu haykırmaktadır da onun için.
Hazırlıklı olmak lazım, hazırlıklı. Çünkü Kovit-19’un, Kovit-20 Versiyonu da mutasyona uğramakta gecikmeyecektir. Tüm insani değer ve ilkeleri hiçe sayan vahşi kapitalist bir düzende ‘olumsuzluğu, olumluya dönüştürmek isteyenler’ çoktaaan avuçlarını ovuşturmaya başladılar bile!!
Sorulması gereken ana soru şu:
‘Olmak istediğimiz yerde miyiz, olduğumuz yerde miyiz, yoksa olduğumuz yerden içe doğru çökmekte miyiz?’ Evet, evet. ‘Ayak takırtısına koşmayanlar için’ İşte bütün meselenin indirgendiği noktanın yalın gerçeği, budur!
Birey ve/veya Ülke olarak, bu güne kadar neler yaptıklarımızdan daha çok; ‘21.yy Dünya Düzeni’  kurulurken, neler yapmakta olduğumuz ve kararlı-dirençli duruşumuz çok, ama çok daha önemlidir. Neden mi, önemli? Eğer ki ‘Tünelin sonunda ışık yoksa’ bilinmeze yani karanlığa mahkum olmak demek, mecburiyete direnmeden, peşinen teslim olmak, demektir de onun için. Bu durum da olası en kötümser senaryo, demektir ki ancak ve ancak ‘Varlığını sürdürebildiğin süreçler içinde’ varsın. Kovit-19 dünyanın ve ülkelerin tüm ezberlerini-alışkanlık ve davranışlarını kökünden  değiştirmekte; sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, psikolojik, davranışsal...  vs. tüm boyutlarında kalıcı tahribatlara yol açmaya ne yazık ki devam etmektedir. Sadece bizim ülkemiz değil, tüm dünya sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal vs. boyutlarda izole edilmekte ve tüm boyutlarda çöküntü tufanı ile test edilmektedir!
Kovit-19 Kaosu sonrası kurulacak ‘21. YY. Yeni Dünya Düzeni’nde var oluşumuzu sürdürebilmek için; Yarınları kurtarmak adına, bu günden alınacak akılcı ve bilimsel tedbirlerle yarınlarımızı kurtarmamız  lazım. Mutlaka lazım Ama nasıl? Bilim adamlarına göre; Kovit-19 Aşısının bulunması ve uygulanabilmesi için en az 12-18 aylık bir zaman dilimine gereksinim var. Bu süreçte alınan-alınacak önlemler bizi Kovit-19 sonrası kurulacak ‘21. YY. Yeni Dünya Düzeni’ne taşıyacak mı, taşımayacak mı? İşte bütün mesele budur. Sonra ki mücadele, mutasyona uğramış ve üzerimize gelmekte olan Kovit-20 ile olacaktır ki Kovit-19’da kazandığımız/kazanacağımız tecrübe ve deneyimlerimiz, hiç kuşkusuz, biricik yol haritamız, pusulamız olacaktır.
İşte, karşı karşıya olduğumuz durumla mücadelenin, kısa özeti ve genel çerçevesi budur.
Kıssadan hisse:
‘Olaylara sadece bakmakla yetinmeden -Farkında Olmanın Farkındalığına Erişerek- akıl gözü ile geleceği görmek için, Paranın yönünü izlemek ve yalın gerçeği, varoluş-sonuç ilişkileriyle birlikte ‘tümevarımın bütünselliği içinde’ görmek gerek. Diğer bir deyişle ‘Düşünüyorum ve yarınlarda varolmak için aldığım doğru-önleyici kararlar kadar yarınlarda varım,; yok eğer akılcı-doğru  kararlarım yoksa, yarınlarda yokum’. Bu acı gerçeği, hiç bir sanı, doğma  değiştirmez/değiştiremez’. Çünkü hiç bir ortam ve şartın gücü, bu gerçeği değiştirmeye yetmez/yetemez!”.
     A. Y.      26/03/2020

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder