"Karanlığa paydos", aydınlığa merhaba

"BASIN, MİLLETİN MÜŞTEREK SESİDİR" K. ATATÜRK

AYDIN DÜŞÜNCE

Karanlıkları aydınlatalım

Bu Blogda Ara

Sayfalar

27 Nisan 2020 Pazartesi

‘Kendi Hayatımızın Efendisi’ Olmak

Bir insanın, kendi iç dünyasında, “kendisine çizmiş olduğu sınırlar kadar, aşılması zor bir sınır" yoktur. Üstelik bu sınırlar içine, kendi kendimizi hapsettiğimiz gibi özgürlüklerimizi de sınırlandırmış oluruz! "Özgürlükler Evreninde” kendimize çizmiş olduğumuz  sınırlar kadar özgürlüğümüz  oldugunu bilir ama yine de bu sınırları aşmak için kendimizle savaşmayı göze almak istemeyiz! Kendisiyle mucadele eden, özüne erişen, kendini aşan kişi, kalıplarını  yıkan, sınırlarını aşan kişidir. Onun vereceği kararlar, Özgür iradesinin yansımalarıdır. Vicdani hürdür. Kalıpların ve çevresinin baskıları, dayatmaları ve yönlendirme çabaları; onun vereceği kararlarda veya atacağı adımlarda etkili olmaz/olamaz. Kararları özgündür ve vicdanına karşı sorumlu olduğu için, sorumluluklar bilinci içinde, uyumlu yaşar. Çünkü gücünü, özünden alır. Kendisine, özüne  yabancılaşmaz, başkası değil kendisi olur.

 İç ve dış dünyamız ile kültürün dayatmış olduğu yıkılması gereken o kadar çok kalıplarımız ve sınırlarımız vardır ki bunlar, özümüze ve özgürlüğümüze giden yolda, aşılması gereken engellerdir. İşe önce kendimizden yani kendimizi keşfetmeye başlamakla ilk adımı atmak gerek. Egomuzun tuzağına düşmeden; eksi ve artı yönlerimizi, hatalarımızı, başarılarımızı-başarısızlıklarımızı olduğu gibi kabul etmez ve düzeltmeye çalışmazsak; kendimize yapacağımız bu yolculukta, tekrar başa dönmüş oluruz!
Böylesi durumlarda, beğendiğim çok güzel bir söz var:  
"Benim en büyük rakibim, yine kendimdir".
Kendimize yapacağımız bu iç yolculuk, son nefesimize kadar bitmez. Biter diyen, “kendi sınırları içine kendini hapsetmis ve kalıplarıyla küçük algı dünyasının girdabında dönüp duran zavallılar”dır!

 Evet arkadaş, kendi iç dünyamızın sınırlarını  kaldırmaya, kendi kalıplarımızı-algılarımızı  yıkmaya ve kendi özümüze dönmeye hazır mıyız? Yarın olmaz hemen şimdi.  Şimdi karar vermenin tam da zamanı. Yarin çok geç olabilir! Bir saat sonrasının garantisini, kim verebilir ki? Ya “kendi hayatımızın efendisi olacağız” ya da "kalıplarımızın kölesi olarak; kendimize, özümüze  yabancılaşacak ve ‘sürü psikolojisine’ teslim olacağız ”! Bunun, üçüncü bir seçeneği, kestirmesi  yok, arkadaş...
Dizginleri sizin elinizde olmayan bir hayat, sizin hayatiniz olabilir mi? İyi düşünmeli ve "doğru karar verilmeli” ki "İşte bu hayat benim hayatım, hayatımın her anını dolu dolu yaşıyorum. Yaptığım hatalardan sonuçlar çıkarıyorum" diyebilmelidir her insan.  Kendimize ait olmayan bir hayatı, bilinçsizce yaşamaktan daha acı, ne olabilir ki? 
Dizginleri, elimizde olmayan böyle bir hayat, bizim hayatımız olabilir mi? 
Her şey ama her şey “düşüncede başlar”.
Düşünüyorsam, varım. Düşünmüyorsam, hayat sahnesinin figüranıyım!
Her şey işte bu kadar açık ve net. Düşünmüyor, aklımı kiraya veriyorsam, MOKtur işim!..     

Hayatınızla ilgili kararların alınmasında, etkili olmak istemez misiniz?
Diğer bir deyişle:
“Kendi hayatınızın ‘Efendisi’ olmak” istemez misiniz?...
Cevabınız ‘Evet’ ise kalıplarınızın dışına çıkarak ‘Gözlemci Göz 👁 ile’ yani ‘Akıl Gözü ile’ gözlem yapmanız gerekecek ki bu da kalıplarınızın baskısından-kuşatmasından kurtulup, duygu-düşünce ve iç konuşma sisteminizi, davranışlarınızı, karar alma-verme süreçlerinizi, hayata bakış felsefenizi... zorunlu olarak sık sık güncellemeniz gerekecek, demektir. Zihin bahçenizde ki zararlı ve yabani otları, hasat mevsiminden önce sık sık temizlemezseniz, maddi ve manevi olarak zarar edersiniz.
Niçin, zarar edersiniz?
Çünkü ‘üç ektiğiniz tarladan, bir biçersiniz’ de onun için...
Hayatımızı etkileyen tüm olaylarda, verdiğimiz-vereceğimiz tüm kararların, sonuçlarıyla yüzleştik-yüzleşeceğiz.
Yani ‘ne ekersek, onu biçeriz’. Ne eksik, ne bir fazla.
Arpa ekip de buğday biçeni, gördün mü hiç?

    A.Y.   27/04/2014 -- Ali Yıldız